Hayat, İlahiyat, Edebiyat…

Archive for the ‘Düşünce-Deneme’ Category

Dil ve Mânâ Devrimi

Derler ki Hazret-i Ömer, İran’a girdikte, görmüş ki Eski Persçe/Farsça, tamamen ateşperestlik kelime ve kavramlarıyla kurulu. Bu dil değişmeden, İranlıların İslam nuru ile tanışmaları çok zor. Dil devrimi yapmış. Yeni bir alfabe vermiş. Gramer kurallarını basitleştirip Farsçayı yeniden kurgulamış. Yeni alfabe arap alfabesine birkaç harf ilavesiyle oluşturulmuş. Bu haber nice doğrudur, bilemedim. Aradım aradım, bir [...]

İnsan Üzerine Mülahazalar 1

cüneyt güler ( ebu eymen)         Bir insan;  her şeyden önce insan olarak zirveye oynayan, yaşadığı çağa düşünce ve fiilleriyle damgasını vuran, insanları rengine, diline, ırkına, dinine göre ayrımlara tâbi tutmayan, karşısındakine sadece insan olduğu için değer veren, herhangi bir mevkisi olmasa da bu da bir insan diyebilen, iyilik yaptığında gönülsüz olan, verdiği zaman verdiğinden haberi olmayan, [...]

Farkında Olmak

Nur Süreyya -”Yürü git seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin.” -”Beni alt edip öldürmek üzereyken neden vazgeçtin? Seni ne alıkoydu?” Hz. Ali (r.a.) şöyle cevap verdi : -”Ben seninle Allah (c.c.) yolunda ve Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce kinlendim, sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu [...]

Ateşe Sürüklediğimiz Evlatlarımız

Mukaddes Kaplan Çocuklarımız, onlar bizim vazgeçemediğimiz, hemen hemen her hatalarını bağışladığımız,  onların sayensinde merhametli olmanın doruk noktasını yaşadığımız, bize verilen en büyük emanet. Onlar bizim varislerimiz, dünya ve ahiret servetlerimiz, gözümüzü kırpmadan hayatımızı feda edeceğimiz yegane evlatlarımız… Biliyorum onlara olan sevgimizi anlatmaya bu cümleler yetmez. Daha birçok şey söyleyebiliriz çocuklarımız hakkında ama bakıyorum da dünyaları [...]

Bilgi Kirliliği ya da Görecelikler

Emir Sultan Demireşik Bilginin yığınlarla üretildiği bir dünyada hangi bilgi daha gereklidir? Okunmaya öğrenilmeye değerdir? Birilerinin gerek bilim, gerek edebiyat gerek başka bir şey adına ortaya koyduğu şeyler üzerinde yapılan sayısız tartışmalar, bizi nereye götürecektir. Üstelik bu tartışmalar birbirinden habersizse, biri diğerinin tekrarından öteye gitmez. Ki işte bu anlamda bilginin enflasyonundan söz etmek durumunda kalırız. [...]

Hegel’e Tenkit

endülüslü adil Adamın arkasından konuşmak doğru değil. Ölmüş gitmiş zaten, kendini savunacak durumda da değil. Zaten adamın şahsıyla bir sorunumuz yok. Fikirlerini söylemiş. Bu fikirler artık ondan çıkmış, insanlık mirasının arasına katılmış. Benim tenkitlerim, artık bağımsızlaşan bu fikirlere karşı olacak. Meşhur bir teorisi var: tez + antitez = sentez. Yani bir söylem var, kendini vaz [...]

Düşüncenin Doğumu

endülüslü adil Düşünce, ansız hafif bir sancı gibi düşer adamın dimağına. Önce bulanıktır. Alaca karanlıkta bir gölge, bir silüet gibi belirir önce. Eğer üzerine düşmezseniz, diğer hayallerin arasında kaybolur gider. Bir tarafından yakalayabilirseniz, hemen bir yerlere sabitlemeniz gerekir. Yoksa unutulur gider. Acelesi olan bir misafir gibi, diken üstündedir. Ateş almaya gelmiştir sizden. Ateş yoksa çeker [...]

Entelektüel Müslümanlık

Entelektüel dindarlık, evrim sürecinde, son dönemlerde “geleneksel dindar” tabir edebileceğimiz, “anadan babadan görme alışkanlık müslümanlığından” sonraki bir evreyi karşılıyor. Evrimsel süreçte artık; ana-babadan kalma alışkanlıklar düşünülmüş, kendi iç özeleştirisi yapılmış ve onlardan farklı bir din idrakine varılmıştır. Entelektüel dindar; “Kur’an’ı layıkıyla anlamak için”, Kur’an’ın dışındaki “bütün kitapları” teker, teker okur, düşünür ve tartışır. Entelektüel müslüman [...]

Gün Dönümü

endülüslü adil Biz, dinin ibadetten ibaret olmadığının farkında olanlar, bu ülkenin ve dünyanın bundan sonraki kaderine yön vereceğiz. Ya yazılanı anlayan bir aktör olarak, ya da şuurlu bir ilahi nefer olarak! Birileri hata yapmalıydı / yanlışlara düşmeliydi. Ne âlimler günah işleyebilirdi, ne ârifler buna cüret edebilirdi. Batı görmüş birkaç pervâsız münevver bunu birileri adına yaptı. [...]

Camsız Bir Oda

Cüneyt Güler Kalb, camsız bir oda. İçerisinde ne olduğunu, anahtarını takıp kapısını açmazsanız bilemeyeceğiniz bir oda. Bilemezsiniz neleri saklıyor içerisinde. Bir merak duygusu devamlı sarar insanı. Sevgilerin, öfkelerin, sevinçlerin, üzüntülerin yer aldığı; maddi-manevi fetihlerin meydana geldiği-geleceği mekan…Kalb.   Kalbin zümrütten tepelerde inşa edilebilirliliği, varlığının devamı için en gerekli durum. Aksi halde bir düşüş… Bir şehrin [...]

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.