İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
sadece ’İman ettik’ demeleriyle
bırakılıvereceklerini mi sandılar?”
(Ankebut, 29/2)
Nur Süreyya
Yaşanan süreç içerisinde kişi istidat ve temayüllerine göre mutlaka bir imtihana tabi tutulur. İmtihan dediğimiz şey, aslında Cenab-ı Hakk’ın terbiye metodudur. “Bir musibet bin nasihatten yeğdir” dercesine eğitiliyor insan ve taşlar gediğine yerleşiyor.
Eğer yapılan yanlışlıkları fark etmek zaman alıyorsa , tecrübe edilmesi gereken şeyler var demektir. Bu da imtihan sürecini uzatır. Bu süreçte kişi yanlışının içinde doğru aramakta , nefsini temize çıkarmak istemektedir.
Aslında bu, insanın fıtratında var olan bir şeydir. Ekseriyetle hata yaptığını kabul etmesi zor ve zaman alıcı olur. Çünkü insan nefsi, yenik düşmeye, kendine noksanlık izafe etmeye hiç de meyyal değildir. Onu başıboş bırakırsan eğitimsiz bir at gibi sahibini bir uçurumdan atar. Dizginleri eline alırsan, o zaman at senin istediğin yere gider. Uysal bir koyun gibi sana itaat etmek zorunda kalır.
Yani her şey insanın nefsini tanımasından geçiyor.
“men arefe nefse fakat arefe rabbe” der Allah dostları. Nefsini bilen, Rabbini bilir. Rabbimiz bizi çok iyi bildiğinden imtihana tabi tutuyor. Bize düşende nefsimizi tanımak. Bu cümleden olarak, mühim olan şey nefis ve ruhun ayrıldığı noktayı bulabilmek. Yani nefsani arzuları bertaraf edip,ruhani istidatları inkişaf ettirmek. Yani tasavvuf veya takva ya da zühd, ihsan da diyebilirsin. Hangisini söylersen söyle yanlış olmaz. Hepsi Cenab-ı Hakk’ı kalpte tanıyabilme sanatıdır. Peygamberlerin gösterdiği yolda , hak dostlarının ışığı altında yürünürse bu yol , imtihanlar kolaylaşır, sarp yokuşlar düzelir, hikmetini çözemediğimiz olaylar aşikar olur.
Eğer insanın kalbini dikenler kaplamışsa imtihanı geçmeyi bırak , imtihanda olduğunu bile fark etmez. İsyanlara veryansınlara koyulur ve sonunda kendi kendini helak eder. Eğer kalp gül bahçelerinden bir bahçe halinde ise daima huzur ve sükun veriyorsa o kalpten asla isyan sadır olmaz. Daim bir teslimiyet ve rıza halinde başına gelenlere “bu da sendendir Ya Rabbi! Senden gelen her şey güzeldir” diyerek Rabbine yakınlaşmanın yolarını arar.
Demem o ki; baş gözü görmek için kafi değildir. Nice amalar vardır görenlerden daha iyi görürler. Olaylara gönül gözüyle bakmak gerekir. Kalbin teyakkuz halinde olması ve rakikliği imtihanı kolaylaştırır. Kalbin teyakkuz halinde olması demek , hissiyat merkezinde Allah ve Rasulü var demektir. Bir Hadis-i Kudsi de :“Kulun benimle meşgul olması, en fazla önem verdiği şey olursa, onun arzu ve lezzetini zikrimde kılarım. Arzu ve lezzetini zikrimde kılarsam da o bana âşık olur, ben de ona âşık olurum. O bana, ben ona âşık olunca da, onunla aramdaki perdeyi kaldırırım. Bu hâli onun umumî hâli kılarım. İnsanlar yanıldığı zaman o yanılmaz. Böylelerinin sözleri peygamberlerin sözleri gibidir. Gerçek kahramanlar onlardır.” Daima bu bilinçle rakikleşen kalp yaşanan hadiselerden ibret çıkarmakta zorlanmaz, sebebe değil müsebbibe takılır.
Yorumlar: "İmtihan Süreci" (3)
Guzel bir yazi olmus. Kaleminize bereket.
allah razı olsun.
çok sevdiğim bi yazarın okuduğum bi köşe yazısında şöyle diyordu’ masumiyet senin kar-ın değil’ günah işlemedikçe tövbe edemezsiniz…..insan olduğumuzun altını tekrar ve tekrar çizerek hakikatı yavaşça eritiyor içimizde..çok güzel bi yazı olmuş insanlık nefsini bilmeye hasret gönlümüz duaya…selametle